Türkiye'de Toplumsal Değişme, Din ve Kimlik: Dinî Cemaatlerin Dönüşümü ve Tanımlanma Sorunu
Article Sidebar
Özet
Türk toplumu yaklaşık iki asrı aşkın bir süreden beri büyük bir değişim süreci yaşamaktadır. Modernleşme olarak bilinen bu süreçte çeşitli aşamalardan geçilmiş ve önemli kazanımlar elde edilmiştir. Bu bağlamda 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti ulus-devlet formunda kurulmuş ve sekülerleşme ve modernleşme yönünde radikal bir dizi kararlar uygulama imkânı bulmuştur. Dinî gruplar, özellikle Nakşî tarikatlar, değişime karşı uyum gösterebilme açısından oldukça esnek bir yapıya sahip olmakla birlikte söz konusu değişim sürecinde sergilemiş oldukları tutumların daha ziyade reaksiyoner bir karakter arz ettiği söylenebilir. 1940'lı yılların ikinci yarısından itibaren dinî gruplar ve dinî faaliyetler üzerindeki devlet kontrolünün gevşemesi ve laiklik algısının esnetilmesiyle birlikte dinî sembollerin ve kavramların kullanılması ve dinî pratiklerin yerine getirilmesine olan ilginin artışına şahit olunmuştur. Bütün bu gelişmeler dinî grupların ve cemaatlerin kamusal alanda daha fazla görünür olmasına yol açmıştır. 1980'li yıllardan itibaren ekonomik ve siyasî alanda yaşanan liberalleşme politikalarının dinî alana da etkide bulunmasıyla birlikte dinî gruplar ve cemaatler, esas itibariyle sufî çizgilerini muhafaza etmekle birlikte, yaşanan değişime ayak uydurabilmek adina ideolojik, yapısal ve fonksiyonel bir dönüşüm içerisine girmişler ve bu çerçevede dinî-mistik fonksiyonlarından ziyade sosyal ve kültürel fonksiyonlarını öne çıkarmaya başlamışlardır. Söz konusu oluşumların, yaşadıkları dönüşüm tecrübeleri göz önüne alınarak din sosyolojisi literatüründe "yeni dinî cemaatler" olarak adlandırılır olmuştur.