Azınlıklar, Çoğulculuk ve Özgürlük
Article Sidebar
Özet
Modern ulus-devletler her ne kadar türdeş toplum varsayımına dayanıyor veya baştan beri toplumları türdeşleştirmeye çalışıyor olsalar da, gerek azınlıkların varlığı gerekse özellikle son on yıllarda toplum-içi farklılaşmalarin artması bu iddianın sürdürülmesini son derece zorlaştırmaktadır. Nitekim, günümüz toplumlarının çoğu dini, kültürel ve etnik bakımlardan farklı unsurları içinde barındıran, şu veya bu ölçüde heterojen toplumlardır. Ayrica, ulus-devletlerin iktidar elitlerinin hoşuna gitmese ve engellemeye çalışsalar da, “küreselleşme” bu çoğulcu yapıyı günden güne daha da belirgin hale getirmektedir.
Gerek “azınlık” gerekse “azınlık hakları” büyük ölçüde Birinci Dünya Savaşı sonrasında uluslararası hukukun ilgi alanına girmeye başlamış olan kavramlardır. Bununla beraber, "azınlık hakları” İkinci Dünya Savaşı'na kadar esas olarak devletler arasındaki iki taraflı antlaşmaların konusu iken, bu tarihten sonra çok taraflı uluslararası antlaşmalarla sınırlı ölçüde de olsa düzenlenmeye başlamıştır. Bu konudaki en önemli hukuki adımlar 1980'lerin sonlarından itibaren Avrupa Konseyi çerçevesinde atılmıştır.