Başkanlık Sistemi Üzerine Bir Derkenar
Article Sidebar
Özet
Geride bıraktığımız yılın son ayında Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun gündemini en fazla meşgul eden konu iktidar partisinin Komisyonda tartışılmasını istediği başkanlık sisteminin anayasaya eklemlenmesine ilişkin teklifiydi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın bu sistemi ciddi bir şekilde savunması ve kamuoyu ile akademik camiada tartışılması gerekliliğini dile getirmesi ile tekrardan gündemimize oturan başkanlık sistemi tartışmaları yeni anayasanın hazırlandığı şu dönemde Başbakan'ın kurmayları tarafından da sıkça dile getirilmekte ve Anayasa Uzlaşma Komisyonu tarafından da daha epeyce tartışılacağa benzemektedir. Bununla birlikte başkanlık sistemiyle alakalı gerek kamuoyunda gerekse akademik mahfillerde yapılan eleştiriler ve sürdürülen tartışmaların sağlıklı bir şekilde yürüdüğünü söylemek pek mümkün görünmemektedir. Zira başkanlık sistemini sert bir şekilde eleştirenler bu eleştirilerini sistemin bir nevi diktatörlüğe yol açacağını ve “Başbakan'ın bu durumu kasti bir şekilde istediği" yönündeki sığ bir teze dayandırırken, bu sistemi bilinçsiz bir şekilde savunanlar ise sistemin sadece siyasi istikrar sağlaması yönünü öne çıkarmakta ve sistemin yararlarını neredeyse bu özelliğiyle sınırlandırmaktadırlar. Oysa başkanlık sisteminin bunlardan başka tartışılması gereken birçok yönü vardır. Kamuoyunda başkanlık sistemine geçiş yönündeki bir tercihin sadece siyasi sonuçları tartışılmaktadır. Hâlbuki bir sistem değişikliği halinde bunun ekonomik ve sosyolojik sonuçlarının olması da kaçınılmazdır.